7

Bir ağacın yarısından azı…

Bir ağacın yarısından azı, yaşamın kaçta kaçı?
Oktay Rifat

Bir Müzisyen Çaldı Kendi Kendine…

İstanbul Uyuyordu Karanlıktı*

Günümüzde alçakgönüllülük. Kendini öne çıkarmama, sanki kaybedilmiş değerlerden. 21. yüzyılda globalleşen metropol İstanbul’a gürültü hakim.

Ömer Özgeç bu gürültünün karşısında sessizliği değilse de yalınlığı seçmiş bir müzisyen. Kendi iç dünyasına kulak verecek kadar dışarının uğultusunu kusmuş, “Çileği kokulu İstanbul’da doğmuşum, / Sardalyanın pulları yapışmış elime” diyen Melih Cevdet’in dizelerinde sözün sesini aramakta. Ömer Özgeç’in kendine özgü müzik arayışının öyküsünde, 1950’li yıllardan beri günlük yaşamımızdaki değişimin izlerini bulmak mümkün.**

4

Alnımızın genişleyip aydınlanışı…

“…Alnımızın genişleyip aydınlanışı,
hele güzelin karşısında başımızın
dönüşü daha dünkü mesele…”

52’den bugüne bir yolculuk yapmaya kalkışacak olursak nelerle karşılaşırız?
Hele gökte bulut yoksa ve söğütler yağmurluysa.
Ömer Özgeç’le yaptığımız söyleşi böylesi bir yolculuğu içeriyor bir bakıma.
Yıl 1952 ve Gemlik’teyiz.
Gemlik’te Sümerbank’ın bir fabrikası var, suni ipek fabrikası.
Ömer’ler lojmanlarda oturuyor. Her taraf çiçek, evlerin kapıları kapanmaz, sinekliklerle yaşanılan çok güzel bir ortam. Herkes birbirini seviyor.

2

Cezmi ERSÖZ

“Müzik adı altında topluma sunulan sentetik ve moral dışı şeylerin adeta bir virüs gibi kanlara karıştığı günümüzde Ömer Özgeç Nerde Yatmalı adlı kaset çalışmasıyla bizlere yeniden Nietzsche’nin “müziksiz bir hayat hatadır” sözünü müjdeliyor.

Nerde Yatmalı dinleyenden kendisine ve yaratıcılığa saygı duygusu uyandırıyor ve sanatın soyluluğu, bilgelik, sabır, vefa ve minnet borcu gibi unutturulan duyguları bir kez daha hatırlatıyor.”

3

Cemal SÜREYA

Cemal SÜREYA Önceleyin şarkısını üç kez dinledikten sonra, “Şiir yattığı yerden kalktı, ayağa dikildi”; Tuna Üstüne Söylenmiştir şarkısını dinledikten sonraysa, “Bu şarkı da Nazım HİKMET’e bir ağıt olmuş”, dedi.