Mehmet YALÇIN
Ömer Özgeç, yaratıcı ve uygulayıcı bir müzik sanatçısı: Yaratıcı, çünkü beste yapıyor, uygulayıcı, çünkü yaptığı besteleri seslendiriyor. Ama onu “Ömer Özgeç” yapan özelliği, anlamı sese, sesi de anlama yedirmesidir. Ortaya çıkardığı ezginin bir yönü bürünsel (prozodik), öteki yönü imgesel bir değer taşır.
Burada “imgesel” sözcüğü şiirsel anlam değerindedir. Halkın diline “Türk sanat müziği” olarak yerleşmiş olan uygulamada “prozodi”, genellikle “sesi anlama uydurma” biçiminde tanımlanır. Buna göre iki öge birbirine“dışardan” eklenmiş gibidir. Orada genellikle sözün anlamı öne çıkar. Oysa Özgeç’in müziğinde ses imgeye, imge de sese dönüşmüş gibidir: Birini yok ederseniz, ötekini de yok etmiş olursunuz. Tıpkı gündelik (doğal) dil göstergesinde olduğu gibi.
Ömer Özgeç’i böyle bir müzik türüne götüren etken, hemen bütün bestelerini, 35 yıldır, büyük ozanlarımızın şiirlerine uygulamış ve aynı çığırda ünlenmiş olmasıdır. Sonuçta, onu bir müzik sanatçısı olarak şöyle tanımlamak olasıdır: O bir ŞİİR MÜZİSYENİ ya da bir MÜZİK OZANI’dır.
20 Ekim 2015


