Sadece Birkaç Saatliğine

“… Bir kadın ya da bir erkek geceyse evinde, gündüzse iş yerinde tutuklanır, bir arabaya bindirilip götürülür. Bu kişiyi kaçıranlar ya da tutuklayanlar günlük giysiler giyerler. Bundan sonra tutuklanan kişi hakkında hiçbir bilgi edinilemez. Polis, bakanlık, mahkemeler böyle bir kişinin varlığından habersiz olduklarını söylerler. Aylar, yıllar geçer. Onların öldüğüne inanmak, hayattan öylece koparılıp götürülmüş olanlara ihanet etmek olur; öte yandan, yaşadıklarına inanmak da, işkence gördüklerini düşünmek, sonra, genellikle çok sonra, onların ölmüş olduklarını ister istemez kabul etmek anlamına gelir. Ne bir mektup, ne bir iz, nerede oldukları konusunda ne bir bilgi, ne bir sorumlu, ne başvurulabilecek bir kişi, ne de yargının sonuçlanabileceği beklentisi vardır; çünkü yargılama yoktur. Genellikle, sessizliği sesin yokluğu olarak tanımlarız. Ama burada sessizlik etkindir ve bir kez daha sistematik olarak bir araca, bu kez yüreğe işkence eden bir araca dönüştürülmüştür. Arada bir cesetler kıyılara varabilir; bunlardan bazılarının kayıp listelerinde adları geçenler olduğu saptanır. Arada bir , başka kayıplar hakkında bilgileri olan bir iki tutuklu salıverilir. Bu belki de bilinçli olarak yapılıyordur. Böylece binlerce kişinin yüreklere onlara yeniden işkence çektirecek umut tohumları ekilmiş olur…”

Oğlum
geçen yılın
8 Mayıs’ından beri
kayıp.

Sadece birkaç saatliğine
aldılar
söylediklerine göre
sadece
olağan sorgulamalar için.

Araba gittikten sonra,
o plakasız araba,
hiçbir şey
öğrenemedik
onun
hakkında.

Ama şimdi durum değişti.
Duyduk ki bir arkadaştan
yeni çıkan birinden
beş ay sonra
işkence ediyorlarmış ona
Villa Grimaldi’de
Eylül’ün sonunda
sorguya çekiyorlarmış
bir zamanlar Grimaldi’lerin olan
o kırmızı evde.

Söylediklerine göre
sesinden, çığlıklarından tanımışlar onu
(öyle diyorlar).

Kuzum söyleyin bana
ne günlerde yaşıyoruz
bu ne biçin dünya
nasıl bir ükle?

Soruyorum size
nasıl oluyor da
bir babanın
en büyük sevinci
bir ananın
en büyük sevinci
onların
onların hâlâ
işkence ettiklerini
öğrenmek oluyor
oğullarına?
Demek ki
hâlâ yaşıyor
beş ay sonra
ve en büyük umudumuz
gelecek yıl
sekiz ay sonra
ona hâlâ işkence edildiğini düşünmek
kim bilir belki de sağdır yaşıyordur
ölmemiştir diyebilmek.

· Bu yazı John Berger’in Adam yayınlarından, Gönül Çapan’ın çevirisiyle yayınlanan Şiirin Saati adlı kitabından alınmıştır. Yazının bölüm başlığı da kitapla aynı adı taşımaktadır. Berger’in yazısında kullandığı yukarıdaki şiir ise Şilili Ariel Dorfman’ın Kayıp adlı kitabından alınmış. Olay Türkiye’de değil, Şili’de geçmektedir.

ÇALINTI Müzik Kültür Dergisi Haziran – Temmuz 1995 Sayı: 22

Bu sayı; bir yavru kuşun yumuşak göğüs tüyleriyle bir göktaşının madensi katılığının yan yana gelerek benzeri olmayan bir şiirsellik yaratmasına adanmıştır.