Ömer Özgeç konserinde gözden geçirmediklerimiz
Osmangazi Üniversitesi (OGÜ) ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) tarafından ortaklaşa düzenlenen etkinlikte Ömer Özgeç gitarı ve mızıkasıyla Nâzım Hikmet’in Jokond ile Si-Ya-U ile Melih Cevdet Anday, Behçet Necatigil, Cemal Süreya, Attila İlhan, Arif Damar ve Oktay Rifat’ın şiirlerinden bestelediği şarkılarını seslendirdi.
Prof. Dr. Necla Özdemir konferans Salonu’nu tamamen dolmuştu. Dinleyiciler arasında Nâzım Hikmet’in Jokond ile Si-Ya-U şiirini acaba kaç kişi okumuştur, diye düşündüm. Evet, yapılan sadece sıradan bir konser ya da gitar dinletisi değildi. İnsanlara Nâzım Hikmet’in bir eserinin tanıtılmasıydı. Özgeç’in elinde gitar, şiirdeki tarihler ve Jokond’un gülümseyen yüzü. Hepsi sahnedeydi. Nâzım Hikmet’in düş dünyasında kişiler, anılar gerçek olmuş, insanların yüzüne yüzüne bakıyordu.
İzlediğimiz bir konser değildi. Nâzım’ı öğreniyorduk. Konserden çıkıp da evine giden kim bilir kaç kişi, kütüphanesine elini uzatıp Jokond ile Si-Ya-U şiirine bir kez daha göz atmadı ki?
2002 yılının UNESCO tarafından Nâzım Hikmet Yılı olarak ilan edilmesi gerçekten de anlamlı. Nâzım Hikmet’in 100. doğum yıldönümünde Eskişehir’de birçok etkinlik yapıldı. Osmangazi Üniversitesi’nde yapılan etkinlik ile hem 2002 yılının Nâzım yılı olduğunu, hem de Nâzım’ın yalnızca belirli günlerde anılmayacağının da mesajı verilmiş oldu.
Ömer Özgeç sahnede “hatasız sanatçı olmaz” izlenimini tüm dinleyicilere verdi. Gitarına takacağı kıstırmacı araması, durup nota kağıtlarını çevirişi, mızıkayı alıp yere koyması, bir ara dinlenmek için konuklardan süre istemesi, aslında kendisinin de diğer insanlardan bir farkı olmadığını anlatmak için yetip artıyordu bile.
Dinleti böylelikle sıcak bir ortamda gelişirken, Ömer Özgeç kendisini dinleyenlere de “arkadaş” olduklarının mesajını iletiyordu. Belki de birçok kişi Ömer Özgeç’in adını ilk kez duyuyordu. Ama karşılarında yüzlerce bestesi bulunan bir kişi vardı. Hepsi de en azından adlarını bildiğimiz şairlerden yapılmış şarkılardı bunlar.
Ömer Özgeç’i dinledikten sonra asla müziğe karşı olan ilgim daha da artmadı, ama şairleri daha bir çok sevdim desem yalan olmaz. Çünkü Özgeç kendisini değil, bize şairleri benimsetiyordu.
Hangimiz radyoda ya da televizyonda bir şarkıyı dinlerken onun yazarını soruyoruz? İşte Özgeç bunun tersini yapıyor. “Bugün hangi şairin şiirine melodi takıyorsun”, sorusuna cevap veriyor.
Ali Baş
İki Eylül Gazetesi
Eskişehir 11 Mart 2002


