Belleklerde Kalan
James Joyce’un Ulisis’i Türkçeye çevrildiğinde Tahsin Yücel “Türk yazını artık başka bir yazındır” gibi bir şey söylemişti. Demek Ulisis’in Türkçede de dile getirilmiş olması önemli bir olay. Onu Türkçeye çeviren de önemli bir iş yapmış oluyor, oysa romana ve yazarına duyulan hayranlık dile getirildiği durumlarda, çoğunlukla çevirmenin adı bile anılmaz. Çevirmen sanki yurt dışından gelirken oradan bir roman almış ve ülkemizde basılmasını sağlamıştır, o kadar. Başka dillerde yazılmış bilimsel, düşünsel ve sanatsal yapıtların kendi dilimizde dile getirilebilmesi küçümsenebilir mi?
Kendi dilimizi küçümsemek anlamına gelmez mi bu. Hiç kuşkusuz çeviri, yazın evrenimizin daha büyük bir bölümünü oluşturur ve her ülke için de bu böyle olmak zorundadır. Başka ulusların yazını ülkelerimize çeviriyle yansır. Böyleyken, iyi okur olduğunu düşündüğümüz kimi dostlarımızda bile rastlıyoruz, okuduğu (çeviri) kitaptan coşkuyla söz ediyor, ama onu kimin çevirdiğini bilmiyor. Şiir söz konusu olduğunda da durum böyle. Öyle ki, biri, İspanyolca’sından ya da bir başka yabancı dilden değil, Türkçesinden okumuştur, üstelik en çok sevdiği şairin Lorca olduğunu söyler, ama Sait Maden’in adını bile anmaz. Oysa Lorca şiirinin tadını Türkçede duymamızı Sait Maden’e borçluyuzdur. Lorca’yı sevmişsek Sait Maden’i de sevmişiz demektir. Melih Cevdet Anday “Bir şiir çevirmeni ne denli başarılı olursa, o denli siler kendini, şiir yazan ozana bırakır ortalığı.” diye yazmıştı. Bu söz, şiir söz konusu olduğunda çevirmenin öneminin daha da altını çiziyor gibidir.
Ben şiiri şarkı sözü olarak ele alırım. Şiiri şarkı sözü olarak ele almak bir bakıma çeviriye benzetilebilir. Burada yapılan, bir dili (şiir) başka bir dille (müzik) birlikte ele alıp dönüştürmek; şiirin yapısını şarkıda yeniden oluşturmaktır. Bir romanın,bir öykünün filmini yapmak gibi de düşünülebilir. Ancak bu alanda başarılı örnekler, bana kalırsa, pek azdır. Şiir-şarkı ilişkisi daha olanaklı görünüyor.
Başarılı bir şarkıda şiirle bestenin payları, diyelim yarı yarıyadır, başarısızlıksa bütünüyle bestecinindir. Ancak şarkıyı söyleyen besteci değil de bir başkasıysa ödülü o götürür barakasına. Şiiri (şarkı sözünü) yazan da besteleyen de unutulur gider. Belleklerde şarkı ve şarkıcı (şarkıcılar) kalır.
Duymazlar
bir gemi donatmak için
duyulmamışla
bakmazlar bakılmamışın
yarası sızlar bakıldıkta
giderler
yağmur bacaklı bir kız
kalır kumsalda
dilsiz ve çıplak*
*Oktay Rifat’ın bu şiirini üçüncü kezdir yazıma alıyorum. İlk ikisinde doğru aktarılmasını sağlayamamıştık, umalım bu kez doğru aktarılmış olsun.
Ömer ÖZGEÇ Yazılıkaya Yazıları No: 9


