Günce’den II

Öz müziğimiz diye bir söz dolaşıyor ağızdan ağza.
Ben de düşündüm: öz müziğimin ne olduğuna aklımla mı
karar vermeliyim, yoksa özüme bakıp orada ne varsa ona
göre mi? Eğer özüme bakacaksam şöyle diyebilirim: bugüne
dek severek, isteyerek dinlediğim bütün müzikler benim
özümü oluşturur. Bu duruma göre Beethoven’ın müziği
benim özümü oluşturan müziklerdendir de, arabesk denen
tür benim özümü oluşturan müziklerden değildir, söz gelimi…

27. 6.1993

 

Şu adların güzelliğine bakın:
PERİ
KEPEZ
DÜDEN
KUZKÖY
GÖKÇEBAĞ
ÇERÇİNÇAY

13. 9.1994

Dünyayı, yaşamayı güzel buluyorsan, nasıl buluyorsan bul.
23. 4.1994

Çok olmaktan dolayı değeri düşmeyen şeylere çiçek denir,
kuş denir.
6. 4.1997

Önceden güzeldin, şimdi de güzelsen, daha güzelsin demektir.
27. 2.2002

“Ulyseess”, yani “Odesseus.
9. 3.2002

Geçen gün Stüdyo İmge’den söyleşi için bir arkadaş geldi ve
“siz ne yapıyorsunuz”, diye sordu, ben de, “iğneyle kuyu
kazıyorum”, dedim. Dün bir de baktım ki söyleşinin adını
“İğneyle Kendi Kuyusunu Kazan Adam” koymuş. Eh! bu
kadar olur!
1. 4.2002

“Yineleme” sanattan uzak bir edimdir; yaşamdan uzak bir edim.
7. 4.2002

Sıkıcı çalışmalardır aslolan. Keyifli hale gelince ondan
kurtulmaya bakmalı.
11. 5.2002

Yineleme: hep aynı şekerli hamur tadını değişik adlarla sunmak.
16. 6.2002

İyi sanat insanı kendine özendirir; kötü sanatsa başkasına.
26. 7.2002

Yineleme: duygu dilenciliği.
4. 8.2002

Yineleme:
Yinelendikçe, yinelenen şey yetkinleşir. Ele yeti
kazandırmak için yapılan yineleme buna örnektir.
Yinelendikçe yinelenen şey çamurlaşır. Bu yinelemeğe
örnek vermeğe gerek yok, yaşanan ve çevrede görülen,
işitilen her şey neredeyse.

Bu yinelemelerin ilki genellikle gizli yapılır, çünkü yalnızca
yapan kişiyi ilgilendirir. Buna alıştırma demek daha doğru.
İkincisi ise açıkça, herkese karşı, utanmadan.
12. 8.2002

Ömer ÖZGEÇ  Yazılıkaya Yazıları No: 12